“Tanrı, kadının erkeğin hizmetçisi olacağına karar verinceye kadar erkek-kadın-doğa üçlüsü güzel bir bahçede mutlu- mesut yaşıyorlardı.”

Böyle yazar kutsal kitaplar… Anlattıklarının mevcut bilimselliğe uymadığından kasıtla, eski Çin ve Yunan uygarlıklarının bir takım efsanelerinde çok eskiden kadın ve erkeğin eşit ve yan yana dünyada yaşadıklarını anlatan hikayeler ise; hayal dünyasına aitmiş gibi kabul edilir.
Düşleyelim ve yazalım o zaman..
Bu uygarlıkta savaş yok, hiyerarşi yok, sanat hayatın tam merkezinde ve kadın erkek çelişkisi de yok. Bugünün Konya Çumra’sında bulunan Çatalhöyük’te değişik güçlerin tanrıları yerine, bereketi, gücü simgeleyen, şişman ve doğurgan kadın tasvirleri ve heykelleri var sadece. Önce eskiden yaşandığı söylenen anaerkil dönemlerin bir örneği olduğu sanılan Çatalhöyük’te araştırmalar ilerledikçe; kadın ve erkeğin eşit işleri, eşit aletlerle birlikte yaptıkları anlaşıldı. Bulunan kanıtlarla; birlikte buğday öğütüp, ekmek yaptıklarına ve ne erkeğin kadına, ne kadının erkeğe hükmetmediğine karar verildi. Liderlikte kadının ve erkeğin cinse bağlı bir ayrıma tabi tutulmadığı ve merkezi bir otoritenin izine rastlanmayan bu ilginç uygarlığın, yöneticisiz, rahat ve bireysel özgürlüğün ağır bastığı bir yaşam tarzına sahip olduğu sonucuna varıldı. Buyurun size kendi bağrımızdan ve hayal olmayan gerçek bir hikaye, hem de bütün elle tutulur kanıtlarıyla…

Şimdiki bizler, tam 9000 yıl öncesinde yaşanan bu eşitliğin, başka bir sürü farklı eski medeniyette örnekleri mevcut olsa da yok sayar ya da bilmeyiz ve bugün yaşadığımız toplum düzeninin başka seçeneği olmadığını, olamayacağını sanırız. Doğal bir kabul edişle ve sorgusuzlukla ataerkil düzenin içinde yaşar gideriz.


Hızlı Erisim
email adresine bildirmenizi rica ediyoruz. Şikayetiniz incelenip en geç 24 saat içerisinde sonuçlandırılacaktır.TEŞEKKÜRLER!