Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde sık görülmesi se*bebiyle bu ismi alan bir parazit hastalığıdır.

Halk arasında Diyar*bakır Çıbanı, Antep Çıbanı, Halep Çıbanı ve Bağdat Çıbanı gibi isimlerle de çağırılmaktadır.

Tıpta "heishmania tropica" adıyla bilinen bir parazitin marife*tiyle ortaya çıkmaktadır. Parazit, doğrudan bulaşabildiği gibi, "tatarcık" sineği tarafından da insana taşınmaktadır.

Belirtileri:
• Vücuda girdikten iki hafta sonra veya bir sene içinde, girdi*ği yerde birkaç milimetre çapmda pembe bir leke olarak ortaya çıkmaktadır.

• Bu leke zamanla sertleşerek kabarcık halini alır. Rengi de koyulaşarak kararmaya başlar.

• Hastalık bu şekliyle bir yıl kadar devam ettikten sonra iz bı*rakarak kaybolabilir.

• Vücut direnci düşük kimselerde siyah kabarcık açılarak ya*ra halini alır.

• Yaranın kabuğu kaldırıldığında, altından "çivi belirtisi" dedi*ğimiz birtakım çıkıntılar ortaya çıkar. Hastalık, bu çıkıntılarla bir*kaç yıl devam ettikten sonra iz bırakarak kaybolabilir.

• Daha çok ahn, burun, çene, ayak boyun ve kol gibi açık böl*gelerde görülen hastalık iyileşse bile "tipik bir iz" bırakır. Bu ize bakarak bir kimsenin bir zamanlar şark çıbanına yakalandığı ra*hatlıkla söylenebilir.

Ne Yapmalı?

• En önemli korunma tetbiri, tatarcık sinekleri ile mücadele*dir.

• Her şeye rağmen, ilk belirtisinden hastalığa yakalandığını farkeden kimse derhal bir sağlık kuruluşuna baş vurmalıdır.

Tedavide:
• Yara içine emetin ve atebrin şırınga edilmesi iyi neticeler vermektedir.

• Ayrıca antimon bileşikleri, amfoterisin B ve neostibosan gibi ilâçların damar yahut kas yoluyla vücuda ve*rilmesi tedaviyi hızlandırmaktadır.

• Yara yerine yerleşen bakterilerle mücadele etmek için anti*biyotik ve sulfanomid kullanılır.

• Tedavi sırasında yara üzerindeki kabuklar temizlenmeli, pansuman edildikten sonra temiz gazlı bezle kapatılmalıdır.