Kadında Tüplerin Bağlanması (Tüp Ligasyonu)
Kadın üreme organlarında spermle yumurtanın buluşmasını engellemek için geliştirilen cerrahi bir yöntemdir. İlk kez 1823 yılında uygulanmıştır.

Kadınlarda kordonların yani rahime giden tüplerin bağlanması veya tıbbi literatürdeki ismi ile “Tüp ligasyonu” minilaparotomi veya laporoskopi yöntemleriyle olabilir. Bazan de sezaryen ameliyatı sırasında tüpler iki taraflı olarak bağlanabilir (bilateral tubal ligasyon).

Minilaparotomi ile kordonların (tüplerin) bağlanması
“Minilaparotomi” adı verilen yöntemde, kasıktan 3-5 cm’lik yatay bir kesi ile tüplere ulaşılarak bağlanır. Birkaç farklı bağlama çeşidi vardır. Minilaparotomi özellikle 70 kg’nin üzeri kilolu bayanlarda, daha önceden cerrahi batın operasyonu geçirmişlerde, batın içi yapışıklıkları veya endometriosus öyküsü olanlarda uygun değildir.

Laparoskopi ile tüplerin bağlanması
Diğer yöntem ise “laparoskopi” ile göbekten girilerek kordonların iki taraflı olarak bağlanması işlemidir. Halk arasında “kansız ameliyat” olarak da bilinen bu yöntemde ameliyat sonrası ağrı daha azdır ve çoğunlukla hastanede yatmayı gerektirmez. Minilaparotomiye göre dezavantajı ise işlemin pahalı olmasıdır.

Her iki yöntemde de tüplerin bağlanması (Tüp ligasyonu) işlemi, doğumdan hemen sonra veya sezaryen sırasında da yapılabilir. Doğumdan hemen sonra yapılmadığı takdirde lohusalık dönemi olan 40 günün geçmesi sonrasında da uygulanabilir.

Her iki yöntemde de etkinlik %100′ e yakındır. Çok az bir oranda tüplerin tekrar açılabilmesi ve gebelik ihtimali akılda tutulmalıdır. Operasyon tekniği başarı oranı ile ilişkilidir.

Adet bitimini takiben gebe olunmadığından emin olunarak uygulanır. Kısa süren küçük bir operasyondur. Aynı gün taburcu edilerek bir ay sonra kontrole çağrılır.

Her cerrahi girişim gibi bu operasyonlar da bazı riskler taşır. Enfeksiyon, komşu organ zedelenmesi ve anestezi riskleri göz önünde bulundurulmalıdır. Dikkatli bir operasyon tekniği kullanıldığında bu olasılık çok düşüktür.

Çocuk istemi olmayan, aile planlamasını tamamlamış çiftlerde uygun bir yöntemdir. Genellikle ileri yaşta uygulanması tercih edilir. Çünkü geri dönüşümsüz bir yöntemdir. Tüp bağlanmasının geri çevrilmesi çok zor ve mikro-cerrahi gerektiren, başarı oranı düşük bir operasyon olduğundan, işlem öncesi danışmanlık büyük önem taşır.

Halk arasında yanlış bilinen bir nokta tüp bağlanmasının adet miktarını etkileyebileceği, erken menopoza sokacağı, cinsel isteksizliğe yol açabileceği veya ağrılara neden olabileceğidir. Uygun teknikle yapıldığında, yumurtalık kan dolaşımı etkilenmeyeceğinden bu endişelerin tümü yersizdir.
Tüplerin bağlanması adet miktarını ve cinsel isteği kesinlikle etkilemez.

Genellikle en az 30 yaşını doldurmuş, isteği sayıda çocuğa ulaşmış ve kesinlikle daha fazlasını düşünmeyenlerle tıbbi veya sosyal olarak çocuk doğurması sakınca yaratan kişiler için en uygun yöntemdir.

Bağlanan Tüplerin Yeniden Açılması (Tubal reanastamoz)
Ender olarak tüpler bağlandıktan sonra yeniden bir bebek isteyen çiftler olmaktadır. Bu durumda mikro cerrahi teknikleri uygulanarak tüplerin tekrar uç uca bağlanması denenebilir.
Tüp bağlanmasından (tubal ligasyon) sonra tüplerin bir mikro-cerrahi ameliyatı ile yeniden açılmasına “tubal reanastamoz (tubal reanastamosis)” denir.
Unutulmamalıdır ki; tüp bağlanması geri dönüşümü çok kolay olmayan işlemdir. Tubal reanastamozda başarı şansı %60-80 larda olduğundan ameliyatla tüplerin bağlanması kararı kesin olarak verildikten sonra ancak tüpler bağlatılmalıdır.

Cerrahi olarak başarılı olunamadığında tüp bebek yöntemlerine geçilmelidir.
Erkeklerde tüp bağlanması ameliyatına vazektomi adı verilmektedir.

[FLV]http://www.juzztv.com/files/videos/656909807928270.flv[/FLV]
juzztv.com