Ensest Nedir?
1 den 2´e kadar. Toplam 2 mesaj bulundu

Ensest Nedir?

Güncel Kategorisinde ve Hukuk Forumunda Bulunan Ensest Nedir? Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Ensest (yasaksevi), yakın akrabalar arasında gönüllü ya da gönülsüz cinsel ilişkidir. Çoğu kültürde ensest bir tabudur. Öte yandan ensest yasağı ...

  1. #1
    ÜYE Mavi Düş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    5.256
    Rep Gücü
    18

    Standart Ensest Nedir?



    Ensest (yasaksevi), yakın akrabalar arasında gönüllü ya da gönülsüz cinsel ilişkidir. Çoğu kültürde ensest bir tabudur. Öte yandan ensest yasağı olarak kuramsal bir kategori şeklinde psikanaliz ve antropoloji açısından değerlendirilmektedir

    Tanım
    Ensest terimi, birbirleri arasında kan bağı bulunan, çoğu kültürde yasal ya da yasal olmayan kurallarla cinsel birliktelikleri yasaklanmış olan kişilerin cinsel ilişkide olma durumunu ifade eder. Ensest toplumsal alanda yasal olarak evlilik yasağı ile engellenir. Anne-oğul, baba-kız, erkek kardeş-kız kardeş ensest olarak cinsel ilişkinin yasaklandığı en belirgin kişilerdir. Bu tür ilişkiler genellikle yasa tarafından engellenmekte, suç sayılmaktadır. Ancak farklı ülkelerde farklı uygulamaların olduğu, neyin ensest sayılacağı ve yasaklanacağının değiştiği bilinmektedir. Kimi ülkeler belirli ölçüler koyarak buna ceza getirirler, kimi ülkelerde ise çeşitli derecelerden akrabalar arası cinsel ilişkiyi yasaklayan ceza maddeleri yoktur. Ensest, yasal olarak suç sayılmadığı ülkelerde bile tabudur. Freud, ensesti Oedipus döneminde ortaya çıkan bir bozukluk olarak açıklamıştır.

    Ensestle ilgili asıl suç unsuru, bir tür aile-içi cinsel istismar olarak gerçekleşmesidir. İlişkinin utancı, beraberinde istismara uğrayan kişinin çaresizlikleriyle birleşince, gizli ve kapalı bir alanda ciddi yıkım ve kişilik bozukluklarına sebep olmaktadır. Ensest ilişki özellikle taraflardan birinin rızasına rağmen, zorla ve baskıyla ya da ödül ve kandırmayla ortaya çıktığında bir istismar konusu olarak görülmektedir. Aile içi, ya da akrabalar arası ilişkilerden yararlanılarak gerçekleştirilen, bir tarafın açık istismarına dayanan cinsel ilişki ensesti kendi bağlamının ötesinde de bir suç durumuna getirmektedir. Çünkü bu durumda ortaya çıkan cinsel istismar durumudur ve ensestin tabusal niteliği bu suçun/istismarın kolay ortaya çıkarılmasını, suçun cezalandırılmasını ve engellenmesini zorlaştırmaktadır. Enseste ilişkin kesin rakamsal veriler yok denecek kadar sınırlıdır. Bunun temel sebebi ensestin toplumda utanç duyulan bir şey olmasıdır, ensest ilişki içinde olan bireyler, bunu her zaman gizleme eğilimindedirler. Bu durum, ensest ilişkideki istismar ve suç durumunu vahimleştirmekte, istismar edilenin bu sözkonusu utanç duygusuyla orantılı olarak istismar durumu sürgit devam edebilmektedir.

    Ensest iliskiler genelde psikolojik bir sorun haline gelip yardım istendiğinde ya da yasal uygulamaların devreye girdiği durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Bununla birlikte, özellikle kadınların ve çocukların ensest ilişki durumlarında istismar edildiği söylebilir. Kapalı toplumlarda, geniş, büyük ve içiçe yaşanan aile ortamlarında bir istismar olarak ensestin daha gizli ve fakat daha yaygın olduğu ileri sürülmektedir. Ensest istimarı gerçekleştirenin genelde daha büyük ve erkek birey olduğu da belirtilmektedir. Eldeki verilere göre baba-kız ensestinin daha yaygın bir durum olduğu söylenmektedir. Anne-oğul ensesti ise daha derin bir tabu olarak kabul edilmektedir, ortaya çıkması nerdeyse yok gibidir. Bir istismar olarak ensest, istismara uğrayan kişide ciddi psikolojik travmalara sebep olabilmektedir. Özellikle aile içinde çocukların istismar edilmesi bu çocuklarda büyük yıkımlara yol acabilme riski taşımaktadır.

    Toplumsal ve hukuksal bağlamda ensest
    Çeşitli ülkelerde farklılıklarla da olsa ensesti suç sayan ve bu nedenle de cezalandırma yönüne giden yasa maddeleri mevcuttur. Hukuk açısından en genel anlamda ensest, birinci ya da ikinci dereceden yakın akrabalarla girilen cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bazı istisnalar vardır: İsveç örneğinde bu tür olaylara bir ceza uygulamadığı bilinmektedir. Türk hukuk sisteminde Medeni Kanunda yakın akrabaların birbirleriyle evlenmelerini yasaklayan maddeler vardır. Ancak bu "evlenme yasağı" dışında, akrabalararası cinsel ilişkileri suç sayan maddeler yoktur. Genelde rıza ile gerçekleştiği varsayılan cinsel ilişkiler suç sayılmamakta ve cezalandırılmamaktadır. Bununla birlikte aile-içi cinsel şiddet olarak bilinen olgu karşısında ne yapılacağı ve yapılması gerektiği önemli bir sorun olarak devam etmektedir. Ensestin tabusal niteliği, aile içi cinsel şiddetin ve istismarın deşifre edilmesinde ve buna karşı önleyici tedbirler alınmasında ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bireylerin eğitim ve kültür durumlarına bağlı olarak bu durumlarda takınabilecekleri tavırlar farklılaşmaktadır. Kapalı aile ve akrabalık ilişkilerinde, eğitimin yetersiz olduğu hallerde özellikle sorun daha gizli-kapaklı kalabilmektedir. Türk Tabibler Birliği, kadınların ve özellikle küçük çocukların korunması bakımından, ensest konusunun Türk Ceza Kanununda ayrı bir yasa olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

    Psikanaliz kuramında ensest yasağı
    Ensest yasağı, psikanaliz kuramı ve antropoloji de toplumun ve kültürün oluşumunu sağlayan temel yasak ve yasa olarak değerlendirilir. Temel bastırma mekanizmasının kuruluşu, bu ilk yasağın sürecini izler ve bunun sonucunda "ilkel dürtüler"in yerini "kültürel semboller" alır. Sigmund Freudun psikanaliz kuramı ve onun Jacques Lacan tarafından değerlendiriliş biçiminde sözkonusu ensest yasağının bu anlamda ele alınışı sözkonusudur. İlk olarak Totem ve Tabuda Freud antoropolijik bulgulardan yararlanarak sözkonusu ensest yasağı inceler ve bunun toplumsal bağlamını ortaya koymaya çalışır. Lacana gelindiğinde ise toplumun ve bilincin kuruluşunun temel süreçleri açısından psikanaliz kuramının temel yasalarından biri olarak değerlendirilir. Babanın yasası, kendini Ensest yasağı olarak ortaya koyar. Ödipal evrede çocuk bu yasağı tanıyarak Babanın yasasına uyar, İmgesel olan bu süreç boyunca Simgesel olan tarafından bastırılır ve böylece çocuk Kültürel Düzene girmiş olur. Ayna Evresinde annesiyle bütünleşmek arzusunda olan çocuk, bu yasanın tanınmasıyla toplumsal kültürel yaşama dahil olur, doğal güdülerini bastırarak kendi mevcudiyetinin farkına varır. Bilinç-bilinçdışı bölünmesi de bu süreçlerin ürünü olduğu için, sözkonusu yaklaşıma göre, insanın düşünenbir varlık olması da tamamen bu ensest yasağıyla ilintilidir. Bu yasağı benzer bir tarzda ancak başka bir düzlemde kullanılmasıda antropoliji alanında görülür.

    Antropolojide ensest yasağı

    Claude Lévi-Straussun, ensest yasağının kültürel temeller açısından yerini incelediği ve değerlendirdiği söylenebilir. Lévi-Straussa göre, kültürler, genelde cinsellik, beslenme gibi doğal güdüsel alanların belirli bir yasa etrafında düzenlenmesiyle ortaya çıkmaktadır. Akrabalık sistemlerinin nasıl ortaya çıktıklarını incelediğinde Strauss, ensest yasağı ile karşılaştığını söyler. Bu anlamda ensest yasağı evrenseldir; yani her kültürde içerimleri değişse de kural olarak karşımıza çıkar. Akrabalık ilişkileri buna göre düzenlenmekte ve şekillenmektedir. Bunu biyolojik temelli bir yasak olmadığını belirtir Strauss, Lacan gibi; çünkü her toplumda farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Yasak kültüre aittir ve kültürel alanın kuruluşuyla ilişkilidir. Ensest yasağı, farklı kültürlerde farklı içerikler almakla, yani neyin yasaklanacağının sınırları değişmekle birlikte, hemen bütün kültürlerde görülmekte olduğu belirtilir. Bunlara göre, ensest yasağı, farklı içeriklerle ortaya çıksa da, temelde, toplumsal yaşamın ve kültürün kuruluşunun yasasını meydana getirmektedir.

    Literatüre baktığımızda ensestin tek ve kesin bir tanıtımını bulmak mümkün değildir. Tanım, disiplinlere göre farklılık gösterir. Hukukun tanımıyla psikolojinin tanımı birbirinden farklıdır.

    Gottlieb (1979), sosyal içerikli bir yaklaşımla ensesti, aile üyeleri arasında kanunlar ve normlar ile yasaklanan cinsel ilişki olarak tanımlamaktadır. Claude Levi-Straus, ensest yasaklarını şu şekilde betimlemektedir. "Ensest yasakları toplumsal bir kural oluşturduğundan sosyal ve kültürel bir olgudur. Ancak aynı zamanda iki yönden doğa kanunu olarak da karşımıza çıkar. Birincisi, ensest yasakları evrenseldir. Yani her kültürde ensesti yasaklayan bir kural bulunur. İkincisi, ensest yasakları insanın doğaya ait bir yönüne, yani cinsel yaş***** bir kalıp getirirler. Amerikan Sağlık Eğitim ve Koruma Bölümü'nün 1980'deki tanımına göre, "Aile içi yaşamında ana-baba figürüne, gücüne ve otoritesine sahip kişilerin, çocuğu cinsel anlamda taciz etmesi" olarak kabul edilmiştir. Son çalışmalarda üzerinde ortak kararın oluştuğu ensest tanımında her türlü erotik hareket (sözlü, sözsüz, fiziksel, görsel) veya aile üyeleri arasındaki evli olanlardan başka üyelerin bu şekilde davranışlarına ensest denir.

    Cinsel tacizlerin büyük bir çoğunluğu bildirilmeyip gizli kaldığı için, kesin bir oran bildirmek mümkün değildir. (Finkelhor, Hotaling, Lewis&Smith 1990). Russel'a (1984) göre ulusal rapor sistemlerinin olmaması da kesin sayıların bilinmesini engellemektedir. Hem bu sebepten, hem de Türkiye'de yapılan cinsel taciz çalışmaları çok sınırlı sayıda olduğu için ne oranda ensestle karşılaştığımızı kesin olarak söylemek mümkün olamamaktadır.

    Cinsel Taciz Yapan

    Genel bir çalışmada tacizler, ebeveyn figürünü oluşturan kişiler olarak bulunmuştur (baba, dede, amca, ağabey, dayı) (Finkelhor ve Ark 1990, Saundersi Kilpatrich, Resnick, Hanson&Lipovsky, 1992). Aile içinde meydana gelen tacizin %60'ı öz babalar tarafından gerçekleştiriliyor.

    Cinsel tacizin yaşandığı evlerde çoğunlukla fiziksel şiddet ve zorbalık görülmektedir. Tacizci, neredeyse bütün ev halkını, sıklıkla eşini döver, çocukların buna şahit olup ürkmelerini sağlar. Evdeki bu şiddetten çocuklar da paylarını alırlar. Ayrıca cinsel taciz sırasında veya dirençle karşılaşıldığında da sıklıkla fiziksel şiddet, tehdit uyguladıkları bilinmektedir. Tacizler cinsel şiddet uygulayacakları mağduru zorbalıklarıyla sindirir, korkutur, ölümle veya cezayla tehdit ederek iyice savunmasız hale getirirler, bunların hiçbiri olmazsa duygusal olarak baskı uygularlar.

    Tacizlerin Yaşı

    Cinsel taciz yapanların %40'ını adolesanlar, %60'ını ise yetişkinler oluşturuyor. Türkiye'deki çalışmalarda adolesanlar yetişkinlere göre çok daha küçük oranda görülmektedir. Aşağıdaki olguların yaşları bilinenlerinden sadece %4'ünü adolesanlar oluştururken, %36'sını yetişkinler oluşturmaktaydı.

    %4'ü 18 yaşından küçük,
    %4'ü 19-39 yaşları arasında,
    %32'si 40-69 yaşlarındaydı,
    %60'ı bilinmiyor.

    webhattı.com


    Söz gümüşse, sükut altındır.

  2. #2
    ÜYE Mavi Düş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    5.256
    Rep Gücü
    18

    Standart



    Cinsel ilişkide bulunan çiftlerin aralarında kan bağı bulunması durumu, öteden beri çeşitli toplum*larda tartışma konusu olmuştur. Akraba aşkı adı verilen bu durum hem neslin sağlıklı gelişimi açısından, hem de ahlaki bir sorun olarak çoğu toplumlarda anor*mal karşılanmış ve yasaklanmıştır. İlk tabular, akraba aşkıyla ilgilidir.İlkel toplumlarda sınır tanımaz bir cinsel ilişki kombinezonunun varolduğu sanılmaktadır. Topluluktaki bütün kadın*lar erkeklerin, bütün erkekler de kadınla*rındır. Erkekler poligini (çok karılı), kadınlar da poliandri(çok kocalı) uygular*lar. Karılarla kocalar ortak olduğundan çocuklar da ortaktır. Eski Mısır’da Filistin’ de Araplarda, erkeklerin kız kardeşleriyle, analarıyla cinsel ilişki kurduklarını göste*ren belgeler vardır.

    Yine, Hint efsanesinde tanrı Brahma’ nın öz kızı Savarti ile evlendiği söylenir. Aynı kandan kişilerle cinsel ilişki geleneği Mısırlılar ‘da da vardır. Mısır tanrısı Ammon, annesinin kocasıydı.
    Morgan’ın incelemelerine göre, bu tür ilişkiler bir süre sonra yerini kandaş aile şekline terketmiştir. Kandaş ailede bütün büyükanneler, büyükbabalar karı kocadır*lar. Bunların çocukları ikinci bir karı koca dizisi oluştururlar. Yani evlenme çağına gelen her kuşak kendi içinde evlenirler. Daha sonra, aynı ana babadan olan çocukların birbirleriyle evlenmeleri söz-konusu değildir, kardeşler arası evlilik bu kuşakta yerini yeğenler arası evliliğe terketmiştir.

    Bazı ilkel toplumlarda ise baba-kız cinsel ilişkisi olağan karşılanırken, ana-oğul ilişkisi tabu olarak görülmüştür. Araştırmacılar, bu duruma neden olarak da çocuğun oluşumunda babanın rolünün bilinmemesini göstermektedirler. Çocu*ğun ananın özünden meydana geldiği, babayla çocuk arasında hiçbir bedensel bağ bulunmadığı yargısı mevcuttur. Dola*yısıyla baba-kız ilişkisi olağan karşılan*maktadır.

    Malinezya’nın kuzey batısındaki takı*madalarda yaşayan Trobriand adlı kabile*de ise yeğenlerarası cinsel ilişki belli kısıt*lamalara tabidir. Bu kabilede dayı oğullan hala kızlarıyla evlenebildiği halde, dayı kızları hala oğullarıyla evlenememektedirler.
    Bazı araştırmacılar, ilkel topluluklarda kandaşıyla cinsel ilişki kurmanın yasak*lanmasını Darvvin’in türlerin doğal ayıklanışı kuramıyla açıklarlar. Buna göre kandaşların cinsel ilişkisi türe zarar vermektedir. Buna karşılık bazı görüşler bu kuramın hiçbir zaman kanıtlanmamış olduğunu öne sürmektedirler. Yakın akra*ba evliliklerinin türe zarar verebildiği buluşu, oldukça yeni bir buluştur. Oysa yakın akrabalar ve özellikle kardeşler arasında evlenmenin yasaklanması çok eskiye gider. Bu da, ensest tabusunun kökeninde dinsel ve ahlaki nedenlerin bulunduğunu göstermektedir. En temelde, topluluğun birliğini koruma endişesinin yattığı açıktır.

    Kan akrabaları arasında cinsel birleş*menin yasaklanmasının bilimsel nedeni, böyle bir birleşmeden doğan çocuğun ciddi bir kalıtımsal hastalık ya da sakatlık taşıma olasılığının yüksek oluşudur. Bu tür hastalıkların çoğu, hastalıklı gen’i hem anne hem de babadan olan çocuklar*da görülmektedir. Bu tür genlere resesif gen adı verilmekte kan bağıyla bağlı bir ailenin tüm üyelerinde bulunabilmektedir. Çoğu kişide bu genler zararsız bir biçimde bulunmaktadır. Böyle bir kişi, akrabası olmayan bir kişiyle evlendiğinde, bu geni taşımayan kocanın (ya da karı) genleri, öbür eşteki hastalıklı geni “telafi” edebil*mekte ve böylece çocukta herhangi bir sakatlık belirmemektedir. Ama her iki eş de hastalığı gizlice taşıyorsa, doğan çocuk hemen her zaman sakat doğmaktadır.

    Öyleyse ensest yasağının doğal ya da fiziksel nedenlerden değil, toplumsal ve kültürel nedenlerden kaynaklandığı kesin olarak söylenebilir. Eski toplumların bir*çoğunda, Mısır’da, Aztek ve İnka’larda, hatta daha yakın zamanlarda Havai yerlilerinde ve birçok Afrika topluluğunda ensestin halk içinde yasaklanmış olmasına rağmen kral ailesinde ve soylular arasında sürdürüldüğü, hatta bir kural haline getirildiği bilinmektedir. Bu, hiç kuşkusuz, kral ailesine verilen tanrısal anlamla ilgilidir: insanlar için yasak ye zararlı olan şeyler, tanrılar için yararlıdır.Kaynakwh:
    Bazı toplumlarda, özellikle nüfus ye*tersizliği sorunuyla karşı karşıya olan toplumlarda, ensestin uygulanmasına göz yumulduğu, hatta açıkça teşvik edildiği de bilinmektedir. İslamiyetten çok önceki Araplar’da, yindMusevilik öncesi Filistinli*lerde, ensestin böyle bir nedeni de vardı.

    Ensestin yasaklanmasında, ilkel toplu*lukların birliğinin bozulmasını engellemek kadar, topluluğu büyütmek, sınırlarını genişletmek düşüncesinin de yattığı sanıl*maktadır. Dıştan evlenmelerin yaygınlaş*masında da hiç kuşkusuz aynı düşünce etken olmuştur. İlkel ve gelişmiş toplum*ların cinsel yaşamları arasındaki karşılaştırmalarıyla ünlü Amerikalı etnolog Margaret Mead, kızılderili kabilelerinde enses*tin yasaklanmasının ardındaki temel nede*nin, akrabalık bağların» genişletme ve böylece daha güçlü, daha etkin, doğayı daha iyi tasarruf edebilen bir topluluk yaratmak olduğunu ortaya koymuştur.

    Enseste karşı tutum, özellikle Hıristi*yanlıkla birlikte güç kazanmıştır. Hıristi*yanlık öncesi toplumlarda daha çok baba-kız, ana-oğul ve erkek-kız kardeş birleşme*lerinin yasaklanmasıyla sınırlı olan ensest tabusu, Hıristiyan kilisesi tarafından iyice genişletilmiştir. Kilise tarihi boyunca, ensest kaps***** alınan ilişkiler giderek arttı: Ortaçağ’da yasak evlilikler yedinci kuşaktan akrabalara kadar yaygınlaştırılmıştı. Hatta zamanla yasak aşklara kan akrabalarının yamsıra, “manevi akrabalık” diye ne olduğu tam tammlanamayacak bir ilişki de dahil edildi. İlginçtir ki, enseste ve diğer cinsel aşırılıklara karşı yine en aşırı tepki ve önlemler, bu tür ilişkilerin en açık ve yaygın olarak yürütüldüğü yüzyıllarda gelmiştir. Öte yandan, ensestin en sık görüldüğü dönemler de, Roma’nın çökü*şünde olduğu gibi toplumun çözülme dö*nemleridir.

    İslamiyetin ensestle ilgili olarak getir*diği kısıtlama, Hıristiyanlıktaki kadar geniş değildir. İslamiyette sadece birince ve ikinci derecedeki akrabalar (yani, ana-babalarla çocuklar, kardeşler, büyükbaba ve büyükannelerle torunlar, amca-dayı-hala-teyze ve yeğenler) arasındaki birleş*meler yasaklanmıştır. Kuzenler arası bir*leşme serbesttir. Ancak günümüzde bütün toplumlarda olduğu gibi İslam toplumla*rında da, genetik bozukluklarla ilgili bilimsel bilgilerin yayılması ölçüsünde, yakın akrabalar arası evliliklerden genel bir kaçınma eğilimj gözlemlenmektedir. Bununda birlikte, akrabalığın tanımı top*lumdan topluma değiştiği ölçüde, onay*lanan ve onaylanmayan birleşmelerin türü de değişmektedir. Bazı toplumlar, baba tarafından akrabaların evlenmesini yasak*larken, bazıları da (özellikle ilkel topluluk*larda) ana tarafından akraba evliliklerini yasaklamaktadır.,

    Bununla birlikte, yasal ya da ahlaki sınırlamaların, yakın akrabaların birbirle*rine karşı erotik duygular beslemesini tam olarak önleyemediği de görülmektedir. Bütün toplumlarda, kızlarına tecavüz eden babaların, anneleriyle cinsel ilişki kurar oğulların veya sevişen kardeşlerin varlığı, gerek adli makamlara yansıyan olaylardan, gerekse basından izlenebilen bir durumdur. Birçok yazar, Freud, Claude Levi-Strauss v.b., ensest yasağının, insanın doğal ve hayvani durumdan kültürel ve toplumsal bir varlık olmaya geçişinde ilk aşama olduğunu belirtmişlerdir. Ama yine Freud’a göre, bütün insanlarda gizli ya da açık ensest fantezileri bulunmaktadır. Ensest toplumsal olarak aşılırken, ruhsal olarak tam yok edilememiş, sadece bilinç dışına itilmiştir.

    Çeşitli toplumsal ve ruhsal etkenler günümüzde de bu yasağın zaman zaman çiğnenmesine yol açmakta*dır. Bu etkenler arasında, cinsel doyum olanaklarından yoksunluk, sevgi yokluğu, bütün kültürel değerleri bir yana iten bir zihinsel sakatlık, alkolizm ve uyuşturucu madde alışkanlığından kaynaklanabijen bir ahlaki çözülme başta gelmektedir. Aile içi duygusal ve düşünsel bağların oluşma*sına olanak vermeyen, sert, kaba ve hırçın bir yaşam da enseste neden olabilmekte*dir: kızlarıyla ilişki kuran babaların ya da kız kardeşlerine tecavüz eden erkeklerin hemen hepsinde, böyle bir duygusal ve düşünsel bağın kurulmamış olduğu görül*müştür.

    webhattı.com
    Konu Mavi Düş tarafından (06.10.10 Saat 10:50 ) değiştirilmiştir.
    Söz gümüşse, sükut altındır.

Benzer Konular

  1. Depresyon Nedir? Depresyon Belirtileri Nedir?
    YukseLL Tarafından Ruh Sağlığı (psikoloji) Foruma
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 11.04.11, 17:45
  2. Aile İçi Cinsel İlişki (ensest)
    ZEYNEP Tarafından Ruh Sağlığı (psikoloji) Foruma
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 28.01.11, 03:14
  3. Taflan Nedir? Faydaları Nedir?
    Mavi Düş Tarafından Alternatif Tıp Foruma
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 24.05.10, 21:16

Anahtar kelimeler

Yetkileriniz

  • Yeni konuları düzenleyemezsiniz
  • Yanıt veremezsiniz
  • Eklentileridüzenleyemezsiniz
  • Mesaj değiştiremezsiniz
  •