Kibarca hayır demeyi beceremeyen,içten hissederek bir evet demeyi beceremeyen,ne istediğini bilmeyen erkek modeliyle hiç karşılaştınız mı?

Aşk, şehvet değildir. Şehvet, insanların üremeleri için gerekli biyolojik mutluluk içeren bilgisizlik ve vücut tarafından salgılanan kimyasalların oluşturduğu bir karışımla meydana gelir. Bu şehvetli şeylerin tümü romantizmi doyurur ama aşkın daha fazlasına ihtiyacı vardır. Bir insana aşık olabilmek onlara kemik kanseri olduklarında veya defalarca duyduğunuz bir şakayı size söylediklerinde gülebilecek kadar çok sevmelisiniz. Kimyasal olarak bir insana sınırlı zaman içerisinde bağlı kalabilirsiniz. Bundan sonrası ise biraz çaba gerektirir. Çılgın, takıntılı, coşkun tutku yemeğin hepsi değil sadece tadını veren kırmızı biberidir. Acıyı hissettikten sonra neler olacağını görmek için bir süre beklemeniz gerekir.

Mükemmeliyetçilik ve aşk birlikte yürümüyor. Hepimiz partnerimizi hayal kırıklığına uğratmanın korkusunu yaşıyoruz. Tüm mükemmel olma çabalarınız günün birinde patlak veriyor ve siz bir anda yok oluyorsunuz. O yüzden ilişkilerde insanın kendisi gibi davranması gerekiyor. İşin ucunda kabul edilmemek olsa bile. Kibarca hayır demeyi ve gerçekten hissederek evet demeyi öğrenmelisiniz.

Küçük düşünmeyin ve az hissetmeyin. İçinizden gelen sesi dinleyin. Gerçekten istediklerinizi ve gerçekten sevdiğiniz birisini bulun.Size ilham veren ve destek olan bir partner seçin.Şu sözleri tekrarlayın : “Aşk çaldığım bir hediye gibidir.Şu zamandan sonra ne aldıysam bedelini ödemeye istekliyim. Ve artık ne istediğimi biliyorum” deyin.